
İLAHİ ŞÖLEN !
Oldukça değişik günlerden geçiyoruz. Dünyanın dalgalanmaları bitmez fakat sanki daha mı sıklaştı bu dalgalanmalar, bilemiyorum. Ayakta ve hayatta kalmanın güçleştiği zamanlardayız. Kimileri kabuğuna çekilmeyi tavsiye ediyor, kimileri kıyasıya mücadeleyi. Ben huzurlu bir hayatın makul ve orta yolda olduğunu düşünenlerdenim. Çünkü hangi uca çok savurulursanız istemediğiniz diğer uca yaklaşırsınız. Şöyle, sürekli batıya giderseniz en doğuya Japonya’ya ulaşırsınız mesela. Böyle olur çünkü dünya yuvarlak, hayat döngüsel. Döngüsel tıpkı mevsimler gibi, insanın toprağa karışıp topraktan gıdalarla beslenmesi gibi, geceyle gündüzün, acıyla sevincin birbirini takip etmesi gibi döngüsel her şey. Hatta iyice yaşlanınca insanın tekrara süt dişlerinin çıkması gibi…İşte bu yüzden uçlarda olmayı zorlayıcı ve yorucu buluyorum. Her şey geçer geriye tavrımız kalır, bizden bir hikaye kalır…Bunu kabul bizi makul ve mutedil kılar. Günümüzde ne kadar da gerekli bir tavır. Üstelik dinimiz “iyi bildiğimizde sıkıntı, sıkıntı bildiğimizde iyilik olabilir, siz bilemeyebilirsiniz” derken bu daha da anlamlı hale geliyor. Anlaşılıyor ki hayatın en temel hedefi mutluluk, en büyük gerçekliği ve sorusuysa; “nasıl mutlu yaşarım?”. Maalesef sıkıntısız ömür yok! Ki sıkıntı, Allahın/evrenin planının anlamlı parçası, yaşamın arındırıcı ateşi ve uyanık davranırsak büyümeye açılan kapısı. Dünya yaşamının ilahi bir şölen olduğunu düşünüyorum. ”Kayıplarsa, ilahi armağanın başka bir biçimi”. Benliği sarsılmaz olana demirleyen endişeden âzâd oluyor ve sonuçları serbest bırakan kaygısını azaltıyor. Benim temel hedefim mutluluktan öte huzur. Huzur ise, elimden gelenin en iyisini yaptıktan sonrasını daha büyük bir düzene (ilahi hikmete) emanetle geliyor. Ben, bazen olgunlukla temâşâ edemesem de her şey bir kusursuz bir plana doğru evriliyor. Gücümün tamamiyle yettiği şeyler; yargı, seçim ve tutumlarım (stoa, tasavvuf). Herşey kusursuz plan gereği adalet ve merhamet zemine oturacaktır. Olmuş olan, yargı, seçimlerim ve tutumlarımdan neşetle olabilecek olanın en mantıklı ve makul olanına evriltilmiştir. Yepyeni yargı, seçim ve tutum hakkım saklı tutularak…Bir atımlık ömürlerimizi haklı olmak çabasıyla savaş alanına çevirmek yerine iç huzurunu seçerek orta yoldaya da arafta kalabiliriz. Arafta yaşamak insanı korku ve şükür arasında tuttuğundan her an uyanık bir bilincin ışığıyla ve ilhamla aydınlatıyor, yaşatıyor. İç huzuru dolu bir yıl dilerim… Üzülme sabret, sevinme şükret…
Dr. Kadriye IŞIKLAR

